Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Pazartesi, Mayıs 08, 2006

Bir dilim MUSAKKA alır mısınız?...

Yanında da ekmeğe sürmelik cacık...



Hani iyi başlamıştık, n'oldu bu kıza şimdi, diye geçirebilirsiniz aklınızdan. Musakka'nın dilimi, cacığın da ekmeğe sürüleni olur mu demeyin.
Olur işte! :)
Başlarken size demiştim; Yunanistan'da bazı yemekler o kadar tanıdık ama bambaşka isimlerle anıldıklarından, siz onlarla karşılaşıp da 'Aaa... bu aynı bizim ....mız' deyinceye kadar hiç bilmedik birşey olduklarını sanırsınız. (Mesela Yuvarlakya dediklerinin basbayağı sulu köfte olması gibi. Onu başka birgün anlatırım)
Bir de bunun tam tersi söz konusu. İsmi çok tanıdık olup da görüntüsü hiç de alışıldık gibi olmayanlar. O da bugünkü konumuz; Yunan usulü Moussaka ve meşhur Yunan mezesi Caciki gibi... Musakkayı duymayan, bilmeyen var mıdır?... cacığı da biliriz. Tamam bunlar tanıdık diyoruz ama karşımıza ne gelecek bilmiyoruz.

Hadi artık, alın elimdeki şu tabakları da mutfağa gidelim anlatayım size bunları nasıl yaptığımı:

Yunanistan'da Moussaka diye anılan bu yemeğin biraz farklı versiyonları Bulgaristan, Sırbistan ve Makedonya başta olmak üzere bütün balkanlarda pişirilmekte. Bizdeki musakka ise bir tek çeşit yemeğe verilen bir isim olmayıp, ismi daha çok pirişildiği sebzenin adıyla birlikte anılan bir yemek, başta da patlıcan olmak üzere. Biz, patlıcan musakkası, kabak musakkası deriz mesela.
(Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne bakıyorum. Arapça Musaqqa'dan geliyor. Ufak parçalara doğranmış sebzelerin, et veya kıymayla ve soğanla pişirilmesiyle yapılan yemek, diye yazıyor. Aynı örnekleri vermiş.)
Şimdi de bakalım komşumuz onu nasıl pişirmiş...

Yunan Usulü MOUSSAKA (Musaka okunur) ise, yalnızca patlıcan + patatesle olabildiği gibi, patlıcan + kabak + patatesle de yapılır. Eşim gibi et yemeyenler soya kıyması, süt yerine de isteyen soya sütü kullanabilir. Glutensiz beşamel için de pirinç unu ideal tabi ki...
Ben hem patlıcan hem de kabak kullanılan tarifi tercih ettim. Yemeğimiz derince bir fırın tepsisinde pişeceği için, malzemeleri kullanacağınız tepsinin boyutlarına göre ayarlamak size düşüyor.

4-5 tane patates (halka halka doğrandığında fırın kabınızın zemini bir kat döşeyecek kadar)
2-3 tane patlıcan (fırın kabınızı 1 kat döşeyecek kadar)
2-3 tane kabak (fırın kabınızı 1 kat döşeyecek kadar)
Yarım kilo kıyma
2 tane kuru soğan
(İsteğe bağlı birkaç diş sarmısak - Ben hep isterim! :)
2-3 tane olgun domates
2 kaşık domates salçası
(Geleneksel tarifte 1 fincan kadar kırmızı şarap var, tercih size kalmış)
Karabiber, tuz, zeytinyağı

Beşamel Sos için:
5-6 kaşık un
1-1,5 litre süt
1 yumurta
1 bardak peynir rendesi (Geleneksel olanı Kefalotiri denilen peynirdir, kaşar peyniri veya rendelenmeye ve fırında erimeye müsait her hangi bir peynir kullanılabilir)

Patates, patlıcan ve kabaklar 1 parmak kalınlığında halka halka doğranır. Önce patatesler olmak üzere, sırayla yağda kızartılır. (Daha hafif ve sağlıklı olması isteniyorsa, yağda kızartmak yerine fırında veya ızgarada da pişirilebilir.)
Başka bir tencerede rendelenmiş soğanlar ve kıyma yağda kavrulur. Üzerine (kullanılıyorsa sarmısak ve şarap), rendelenmiş domatesler ve salça eklenir. Et piştiğinde ateşten alınır.
Şimdi sıra bu malzemeleri fırın tepsimize kat kat döşemeye geldi...
Fırın tepsisi yağlanır, en alta kızartılmış (/fırınlanmış) patates dilimleri sıralanır. Bir kat kıymalı karışımdan döşenir. Üstüne bir kat kızartılmış (/fırınlanmış) patlıcan dilimleri sıralanır. Bir kat daha kıymalı karışımdan döşenir. Üstüne bir kat kızartılmış (/fırınlanmış) kabak dilimleri sıralanır. Bir kat kıymalı karışımdan döşenir.
Beşamel sosu anlatmaya gerek var mı, bilmiyorum. Kısacası biraz yağda un kavrulur, üstüne azar azar soğuk süt eklenir. En son çırpılmış yumurtalar karıştırılıp, tuzu, biberi katılarak ateşten alınır.
Sonra, elimizde beşamel sos, sebzelerle kıymalı sosu kat kat döşediğimiz fırın tepsisine dönülür. Tepsimizin en üstüne hazırladığımız beşamel dökülüp, üstüne rendelenmiş peynir serpilerek fırına verilir. Fırın sıcaklığı mı? Ben 170-180 derecede pişiriyorum. Çünkü zaten hepsi tek tek pişmiş, yalnızca üstü kızarıncaya kadar fırınlanacak. Fırından çıktıktan ve biraz dinlendikten sonra da işte size bir dilim Musakka!

Afiyet olsun...

Sıradaki mezemiz TZATZIKI! (Caciki diye okunur ama bunu Yunanca harflerin tek tek latince karşılıkları olarak yazdıklarında hiç de tanıdık bir kelimeymiş gibi görünmez bize - aksine nasıl okuyacağınızı bilemediğiniz bir şeymiş gibi bakar kalırsınız. Halbuki Cacıki, bildiğimiz cacıktır işte! Yalnızca biraz suyu çekilmişi...)


CACİKİ için size lazım olanlar;
Süzme yoğurt
Salatalık
Sarmısak
Tuz, nane, kekik, istenirse zeytinyağı

Hepsi bu! Bildiğimiz cacığı yapar gibi, salatalığı rendeleyip, sarmısağı dövüyoruz, süzme yoğurdu, tuzunu, naneyi ve kekiği ekleyip güzelce karıştırıyoruz. Türk usulü cacık gibi su eklemediğimiz için de düz tabakta servis yapıp, ekmeğimizi batıra batıra ya da ekmeğe sürerek yiyebiliyoruz...

Buraya gelen Türk turistlerden içmeye ve mezelere meraklı olanlardan, Türkiye'de de meyhanelerde 'kuru cacık' adıyla yapıldığını söyleyenler olmuştu...

Etiketler: , , , ,

9 Comments:

Blogger chanit said...

We love MUSAKKA very very much, yummy :-)

5/08/2006  
Blogger hanimiş said...

Biraz evvel burada Tzatziki diye bir yazı okuyup "aa bu bizim cacık" diye düşünmüştüm ki 5 dakika sonra sizin yazınızı gördüm. Ne tesadüf! Dün de annemle göçmenlerin musaka ismini daha farklı bir tarif için kullandıklarını konuşmuştuk. Hayatta böyle minik rastlantılar oluyor şaşırtıcı. Tarifler için teşekkürler..

5/09/2006  
Blogger Sibel said...

Papatya, "komşuda pişer" şimdiden sabah gelince ilk baktığım bloglardan biri oldu! Sanki gerçekten senin mutfağına konuk olmuşum da sohbet ediyormuşuz gibi hissettim okurken. Anlatımından da sayfana ne kadar gösterdiğin özen anlaşılıyor. Tebrik ederim seni, içtenlikle!

Musakkanın soyalı alternatifi benim için gerçekten güzel olabilir, hoş bir tarif.. Caciki ise bana biraz semizotuyla, salatalıkla yaptığımız yoğurtlu "salata"larımızı hatırlattı! Adı salata, cacık veya caciki olsa ne farkeder, lezzet aynı, sadece mutfaklara göre yorumlanışı ve adlandırılışı farklı, değil mi? Sevgilerimle... (kahveme beklerim diyeceğim ama mutfağa vakit ayırıp da birşey pişiremiyorum bu aralar, yine de bir kahve içmek istersen beklerim tabi:)

5/09/2006  
Blogger gastronot said...

Ablacığım,
musakka nefis görünüyor, sanki kokusu buralara kadar geldi. Cacıkiye diyecek birşey yok zaten. Sabahat annenin dediği gibi "onun için yatıya bile giderim."
sevgiler
bahar

5/09/2006  
Blogger Papatya said...

Dear Chanit, I wish I had my blog site in English (or in Hebrew :) too so that you would enjoy it more... Anyway, thanks for visiting me :)

Sevgili Isil, hayat bize ne tatli tesadufler, bir anda sasirti verecek ne surprizler daha sakliyor kimbilir... bazen ufacik bir detay' 2 insanin ayni yerde ve ayni zamanda olmasi bile hayatinin geri kalanini degistirmeye yetiyor bile. Buna hayatimda cok kez tanik oldum. Musakkaya gelince gercekten ulkeden ulkeye, kulturden kulture sekil degistirmis, ama nedense insanlar bu ismi pek sevmis ve bambaska yemeklere de olsa ayni ismi vermisler. Cok ilginc di mi?

Sibelcim, tesaduflerden soz ederken, senin Baharin sayfasini kesfetmendeki tesaduf geldi aklima :) Sayfami her gun ziyaret etmen beni cok mutlu etti :) Insallah, sizlerle guzel tarifler paylasirim da, begenir sonra da, Iyi ki sana ugramisim, dersiniz ayrilirken... Paylasacak yeni lezzetler cok, yeter ki insanlar paylasmaya hevesli olsun.
Hani derler ya, musaitsen bu sabah sana bir kahveye geleyim, musaitsen kahveleri koy birazdan sendeyim, benimki sade olsun!

Baharcim, canim,
Sen yeter ki bize yatiya gel de ben ne istersen ne begenirsen yaparim, birtanem. Hem burnunda tuten Uzerilere de gideriz :) *optum*

5/09/2006  
Blogger Nezaket said...

Papatya Merhaba, hosgeldin safalar getirdin :) Paylasacagin guzel tariflerin ve yazilarin icin simdiden kendi adima cok tesek ederim. Musakkayi cok severim tabi yaninda mutlaka ama mutlaka cacik olmali. Demek musakkayi Girit'de biraz ograten gibi yapiyorlar. Denemek gerek. Baslarken demissin ya, "bildik yada bilmedik, paylasilmadikca varligindan haberdar olamadigimiz nice guzellikler var" iste bu guzelliklerde bulusmak uzere, sevgilerimle

5/09/2006  
Blogger Papatya said...

Sevgili Nezaket, musakkayi bir de bu sekilde denemeni tavsiye ederim. Begeneceksin. Sevgiler...

5/11/2006  
Anonymous lalecik said...

Merhaba, bloğumu ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkürler. Her zaman beklerim. Bloğunuzu inceledim çok değişik ve zevkli buldum. Artık sıkı takipçiniz olacağım. Değişik kültürleri tanımak yada bilenlerden dinlemek çok güzel bir şey. Ayrıca musakkayı deneyeceğim en kısa zamanda. Kolay gelsin.
Sevgiler.

6/07/2006  
Anonymous Adsız said...

merhaba,bugun sızınle ılk defa tanıştım.Ve hemen sıze yazayım dedım.Ben bulgarıstan goçmenıyım ,ve bızde de yemekler daha çok fırınlanır.Musakalar.cacıklar aynı yapılır.Hatta kuru fasulyeyı bazen ıçıne 1 bardak pırınç atarak da fırınlasrızşgayet lezzetlı olur /YANINDA PILAV ARAMAZSINIZ./TAHINLI KAHVEYI ILK DEFA DUYDUM .AKŞAMA DENIYECEM .MUTLAKA SIZE YAZARIM.
SEVGILER

6/20/2006  

Yorum Gönder

<< Home