Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Salı, Mayıs 22, 2007

Hayattan ve mutfaktan renkler


Bir değişiklik olsun istedim. Evde ne varsa onu pişirip önünüze koymak yerine; bazı tarifleri ve bazı bilgileri belli bir konu çerçevesinde toplayayım, biraz hayattan, biraz mutfaktan renk getireyim istedim. Arzu ettim ki her seferinde bir renk seçeyim, o renkte bir sebzeyi/meyveyi sepetime doldurayım, sonra da mutfağa geçip yepyeni tarifler yapıp paylaşayım.


Elimden geldiğince Girit'ten renkler, kokular ve lezzetler getirmeye çalıştığım için bu topraklarda yetişen nimetleri şöyle bir aklımdan geçirdim. Aslında ne kadar çok renk var etrafımızda değil mi? Rengarenk malzemeler bulmak için pazara gitmek, marketlerin sebze reyonuna doğru başımızı çevirmek hatta buzdolabımızı açıp bakmak bile yeterli sanırım.


Sonra düşündüm, burada bahçesinde limon ağacı olmayan ev yok, bizim de var. Portakal yaz kış pazar tezgahlarını süsler. Hanya tarafında avokado, güney batıda muz yetişir. Bu mevsimde canlanan bağlar yemyeşil olur ama şişedeki zeytinyağının yeşili bir başkadır yine de. Gravyer sapsarıdır, keçi sütünden evde yaptığımız peynirse kar beyaz. Yaylada patates yetişir, ovada ise domates ve çilek.

Bir baktım ki elimde yeterince renk ve lezzet var. Sarılar, kırmızılar, yeşiller ve portakal rengi...


Bir de denizin mavisi eklendi mi, ne kaldı ki geriye? :) Baksanıza bir günbatımında bile ne kadar çok renk saklı...


Bir renk kervanı olacak anlayacağınız. Gerçi her seferinde tek renk hakim bir kervan olsa da...

Peki, lafı bu kadar uzattıktan sonra, ilk renk ne mi olacak? :)


İlk renk olarak "SARI"yı seçtim!
Tenimizi yakmadan içimizi ısıtan Mayıs güneşini yaz güneşinden daha çok sevdiğim için...
Kızımın bana anneler gününde verdiği çiçeğin rengi olduğu için..
Baharın gelişiyle içimizde birşeylerin kıpır kıpır olması gibi, mis kokusuyla hem burnumuza hem de damağımıza hitap eden limonlu kekleri ve limonatayı bugünlere çok yakıştırdığım için...

Güneş gibi aydınlık, limon gibi ferah günlerde yepyeni tariflerde buluşmak üzere...

Etiketler:

10 Comments:

Blogger ipek said...

OOoo limonlu tarifler geliyor ne güzel:) (Şu anda sayfamda bir tane var:)
Rengarenk fotoğraflar harika, içim açıldı. Merakla bekliyorum Papatya.
sevgiler
ipek

5/23/2007  
Anonymous Adsız said...

papatyacım,ben Çanakkalede oturuyorum.İzmir çok ta uzak değil.Umarım yolu sevgiden geçen bizler,birgün bir yerde buluşuruz.benim iki oğlum var.Maya ile arkadaş olurlar.Bu arada limonlu tarifleri bekliyorum.Bazıları limon denince yüzünü buruşturur.Benimse ağzımın suyu akar.Bak yine oldu.görüşmek üzere.

5/23/2007  
Anonymous Adsız said...

Adımı yazmayı unuttum.Bendeniz [KÜBRA]

5/23/2007  
Blogger daimamutfak said...

Ne renkli bir sayfa olmuş.İçim açıldı inanın..İyiki gelmişim.Bende beklerim...Neriman

5/23/2007  
Blogger Müge Hüner said...

Sevgili Papatya,
bu gün nihayet blogspota taşındım.
artık parmaklarımı hissetmiyorum, bir harf bile yazacak halim yok diyordum ama yazını görünce son bir gayret bir iki kelime yazmak istedim. Çok beğendim yazını, fotoğraflarını ve tabiki maya yı:)
Fırsat buldukça gelip onun resimlerine bakıyorum nazar değmesin 41 kere maşallah..
Müge

5/23/2007  
Blogger munevver said...

Nane Limon da, limonun sarı ve yeşil halini pek seviyor Papatya. Yanında bir kaç yaprak naneyle.
Sevgiyle,

5/23/2007  
Anonymous Adsız said...

Merhaba Papatya, ne mutlu.. Limonlu tarifler gelecek desene. nefis :))

Fotoğraflar şahane, anlatıma bayıldım. daha ne olsun :))

Sımmsıcacık sevgiler... Yavrukuşun yanaklarından öpüyorum.

5/23/2007  
Blogger Selen said...

Papatyacım,
Rengarenk resimlere baktıkça içim açıldı, gökkuşağı gibi :) Hazır sarı renge uygun tariflere başlıyorken, pazarda satılan çubukta kabak çiçeklerini de fotoğraflar mısın benim için? Dolma tarifine bıraktığım yorumda da rica etmiştim ama okudun mu bilmiyorum.
Girit'ten canlı yayın için teşekkürler... :)
Sevgiler

5/25/2007  
Blogger Papatya said...

Sevgili Ipek,
senin limonlu kurabiyelerin de çok hoş. Ben de not ettim...

Sevgili Kübra,
Çanakkaleye bir kere gittim. Kim bilir belki birgün yine yolumuz düşer... ya da belki sizinki İzmir'e.

Sevgili Neriman,
ben de senin organik kıvırcık marullarını çok takdir ettim :)

Teşekkür ederim sevgili Müge.

Ne güzel de yakışır naneyle limon değil mi? Soğuk kış aylarında severek içeriz kaynatıp...

Sevgili Zerrin, sağol!

Selencim,
pazarda görürsem demet demet kabak çiçeklerinin fotoğrafını çekeceğim senin için. Merak etme, unutmuş değilim :)

sevgiler,
Papatya

5/30/2007  
Blogger Oya Kayacan said...

Mımmmmhh, limon aşkıma destek geliyor...

5/31/2007  

Yorum Gönder

<< Home