Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Salı, Ağustos 15, 2006

Kader ve savaş üzerine

Bir aşağıdaki 10 günlük kadersiz bebeğe bakıyorum. Bir de daha aşağıda, tek derdi eğlenmek olan kendi çocuklarımıza. Kader dediğimiz şey bu olsa gerek, diyorum. İnsan kaderini belirleyebiliyor mu ki? Belki bir derece. Okuyup okumaması, hangi mesleği seçeceği insanın elinde çoğu(!?) zaman. Ama nerede doğacağını, nasıl bir aileye doğacağını seçebilir mi insan? İşte burada kaderin rolü başlıyor bence. Bazıları bazı fırsatları belki baştan kaybediyor. Bazıları da şanslarıyla doğuyor. Doğduğu toprakların zenginliği, iklimi, güneşin yüzünü ne kadar gördüğü bile - farkında olmasak da - birer etken hayatımızda. Kuzeyli bir insanın ruh hali ve hayata bakışı, bir güneyliyle aynı olmuyor. Şehirde doğan bebekle bir dağ köyünde doğan da öyle. Hayatı boyunca savaşlara, büyük yokluklara tanık olmak hiç kimsenin tercihi olmazdı elbet. Peki ya doğuştan sakat doğan bebekler. Böyle bir kaderin anlamınıysa ben şimdiye kadar çözebilmiş değilim.

Olmayacak sebeplerden savaşlar çıkıyor. Aşağıdaki gibi minicik yavrular, ufacık canlar yitip gidiyor. Daha kendilerine ne olduğunu anlayacak yaşa varamadan... Elimizden ağlamak ve lanet okumaktan başka birşey gelmiyor. Birşeyleri değiştirebilmek tahminimizden de büyük güçler gerektiriyor çünkü. Bizi aşıyor, yalnız seyirci bırakıyor. Ateşkeş, barış sözlerini duyunca, gözyaşlarımızı silip etrafımıza bakıyoruz şaşkın şaşkın, acaba bu söylenenler doğru mu diye... Nereye kadar sürer, verilen sözler ne kadar tutulur, meçhul.

Savaşı çocuklara anlatmaya olanak yok, tabi. Hele ki sebeplerini izah edebilmek imkansız. Kızıma anlatmaya çalışsam, o en basit soruyu sorar diye korkuyorum.
- Anne, ama NEDEN? , dese... ne derim ki... nasıl yanıtlarım ki... sanki ben biliyorum neden bu savaşlar...
İnsanların neden birbirini öldürdüğünü izah etmek zor, çok zor... kalbi saf duygularla dolu bir çocuğun aklının alamayacağı kadar karmaşık, tarifi zor ve insanlık ötesi. Zaten ölümü daha tanımıyor ki... tanıdığında, bunun bir insanın elinde oyuncak olabileceğini de öğrenecek birgün elbet. Şimdilik elimden tek gelen, dünyadaki bütün çocukların kendisi kadar şanslı olmadığını anlatmaya çalışmak ona. Sanmasın ki herşey böyle güllük gülistanlık. Sanmasın ki sahip olduğu herşeye dünyaki her çocuk da sahip. Zaman zaman söylüyorum: dünyada yiyecek ekmeği bile olmayan çocukların olduğunu. Onların seninki gibi çeşit çeşit oyuncakları, bebekleri, renk renk kitapları yok, diyorum. Sessiz sessiz düşünüyor. Ne kadarını anlayabiliyor, nasıl canlandırıyor minicik beyninde, bilmiyorum. Ama söylenen hiçbir sözün boşa gitmediğine inanıyorum. Aklının bir köşesinde dursun. Bugün olmazsa yarın işine yarar, diyorum. Böyle bir dünyanın varlığına birgün tanık olduğunda, annem bana anlatmıştı, diye düşünür, belki şaşkınlığı ve uğrayacağı dehşet biraz olsun hafifler. Çünkü daha bilmediği öyle adaletsiz yanları var ki bu dünyanın. Hangi birini anlatsam, hangisini söylesem. Nasılsa birgün gelip öğrenecek. O zamana kadar dünyayı kendi tanıyabildiği ve bizim ona anlatabildiğimiz kadarıyla hayal edecek.

Etiketler: ,

8 Comments:

Anonymous arzu c said...

Merhabalar, oncelikle icinizden geldigi gibi safiyane duygularla yazilmis bu yazinizin bazi yerlerini okurken katilmakla birlikte bazi kisimlar icin ufakta olsa bi aciklama yapmak istedim...Allah(CC) yaratici olmasi hasebiyle, istedigini istedigi ortamda dogmasini buyumesini saglar, biz insan olarak, mahlukatin en sereflisi yaratilmis olsak bile bir bitki bir hayvan olrak yaratilmis olmamak icin sukredecek cok seyimiz var, insana verilen akilla Allah'i bulup bildigi olcude deger kazanir, yoksa insan yaratilmislarin en asagisina dusecek bi seviyesizlik icine girer ki, suan dunyada yasanan bu canice olaylar, Allahin hakkiyla bilinmemesi sonucu meydana gelmis olaylar...bir bebeginde sakat dogmasinda bir adaletsizlik olamaz, adaletsizce davranmak Allah tan cok uzak bi kavram bi tutumdur...o bebegin bu dunyada bir uzvunu kullanmaz halde bi yetiskin olmasi onun ahirette- eger haline hamd eden bir kul oldugu takdirde- bizim bilmedigimiz guzellikte mukafatlandirilmasini gerektirir, ki bu dunya hayati gecici ve imtihanlarla dolu bir hayattir, her birimizin imtahani farklidir, hic kimse bu dunyada gercek huzuru bulmus degildr, bulamazda, cunku bizler ebediyete namzet mahluklariniz, isteklerimiz ebedidir, ancak ebedi bir yasam yasanti bizi mutlu kilar, bu ebedi yasaminda yeri burasi degil ahirettir...

Selamlar

8/15/2006  
Blogger gaykedi said...

Herif durdugu yerde sivil hedefe saldiracak... Sabah kalkip isine gelmekten baska bir sucu olmayan sekreter kızcagizlari öldürecek... Koca bulmak icin cirpinan zavalli , Charlotte güme gidecek... Herif Tel Aviv belediye otobüsüne bomba koyacak, pazara giden Rebeka kucaginda emzikli Mison lar can verecek... Herif, israil devleti yokolacaktir diye cigliklar atacak... Herif utanmadan ve sikilmadan Yahudi soykirimi olmamistir, yalandir diyecek... Ve karsi tarafin da eli armut toplayacak!
Sivil hedeflere saldiracaksin ama kendin de askeri hedef göstermeyeceksin, sekiz cocuklu ailenin alt katina roketatarlari dizeceksin, sonra da bombayi yiyince israil sivilleri hedef alıyor diye aglayacaksın... Atma Arap, din kardesiyiz...
2002 yılının nisan ayinda, Suudi televizyonunda seyh Saad El-Buraik demisti ki, Filistinli Müslüman kardeslerim, Yahudilere acimayin, kanları, paralari ve karilari size helaldir...Bütün Arap ülkeleri ve iran, israil devletinin varlıgini ve yasama hakkini tartisma konusu yapmaktan vazgecmedikleri ve iyi niyetlerini de kanitlamadiklari sürece bu savas bitmez. islam köktendincileri cihattan vazgecip uslanmadiklari sürece de bu savas bitmez. Yahudi köktendincileri Arap cocuklarina insan gözüyle bakmadiklari sürece de bitmez. (buraya kadar yazanlar Engin Ardic in iki yazisindan alintidir)

benim ekleyeceklerim,Yahudiler yahudi olmayanlara goyim der,türkcede de gavur kelimesi var,ermenilerde de ermeni olmayanlara dacik derler,ama egitimli saygili ve bilincli bir türk gavur kelimesini kullanmaz...ülkemizde ermeni ve yahudi kelimesinin küfür olarak kullanildigi bile görülmüstür..hic birsey göründügü gibi degildir,yakindan incelenirse renklerin siyah beyaz olmadigi grinin tonlari görülebilir,bu bana Sezen Aksu nun bir sarkisini hatirlatiyor, masum degiliz hicbirimiz.....yarin öbür gün bizde buna benzer sebeplerle kuzey iraka girebiliriz,lütfen olaylara objektif bakmaya ve akilci olmaya calisalim..son söz Gandi den......göze göz hepimizi kör bırakır.....http://gaykedi.blogspot.com/

8/15/2006  
Blogger Papatya said...

Sevgili Arzu ve Gaykedi,
yorumlarınız için teşekkür ederim...
Sevgiler,
Papatya

8/16/2006  
Anonymous Adsız said...

merhaba ben izmirden serap blogunuzu sammy sayesinde keşfettim ve cok hoş resim içler acısı yürek dayanmıyor serapyilmaz_1@hotmail.com msn adresim izmirli bi hemserimle karsılaşmaktan cok memnun oldum:)

8/17/2006  
Blogger Nilüfer said...

Papatyacım anne olmak ne zor değil mi?

8/17/2006  
Blogger Mutfakta Zen said...

insan o kadar anlayamayacagimiz bir nesne ki papatya'cigim.
evine hosgeldin sefa getirdin. ben de hala izmir'desiniz saniyordum. ne mutlu maya'cigima ki kuzenleriyle birlikte olmus. çocuklarin sakimasi ne güzel sey degil mi? bizimki de sabahlari kus gibi sesler çikariyor.. mutlu bebek gibisi yok.
niko'nun kitabini çok severek okudum evet. yalniz pamir bezmen'in kitabin sirtina kendi adini da yazmasina anlam veremedim. sanki ikisi birlikte yazmislar gibi. ben böyle seylere öfkeleniyorum. ayni seyi yasadim. benim yazdigim kitap dört kisi tarafindan yazilmis gibi sunuldu. gazetelerde kitaptan bazi cümleler alip sunduklari zaman nasil oluyor da dört kisinin adi geçiyor bunlar benim cümlelerim diyordum. o da geçti tabii.. artik daha akilli olacagiz.
tijen

8/18/2006  
Anonymous Hande said...

Papatyacim,
yerden goge kadar haklisin.

Derim ki baskalarinin cocuklarinin acisina dayanamayan bizler kendi cocuklarimizi bu acilardan korumak icin bizi yonetenleri dogru secmeliyiz.Savaslara ulkelerin yonetimleri karar veriyor.

Sevgiler

8/18/2006  
Blogger Papatya said...

Sevgili Izmirli Serap hosgeldin! Sayfamı beğendiğine sevindim. Her zaman beklerim.

Nilüfercim,
anne olmak zaman geliyor hiç de kolay değil ama o kadar da güzel birşey ki...

Sevgili Tijen,
Niko'nun kitabının sırtına ismini yazması da arasına birlikte çekilmiş fotoğraflarını koyması da Niko'nun fikri değildi. Zaten kitap PMR yayınlarından basıldığından, biraz da Nikoyu şahsen tanımalarının verdiği rahatlıkla, kendi gönüllerine göre basmış oldular. Bazen elden birşey gelmiyor işte...

Evet Handecim,
çocuklarımızın geleceği için, çoooook düşünceli adımlar atmalıyız.

Sevgiler,
Papatya

8/21/2006  

Yorum Gönder

<< Home