Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Pazar, Eylül 16, 2007

İraklio'dan manzaralar - 1

Fark ettim ki Giritteki yaşamımdan, pişirdiklerimden söz ediyorum ama yaşadığım şehir, İraklio hakkında hiçbir fotoğraf yayınlamamışım. Bu fotoğraflar geçen ay içinde annem ve babamla birlikte şehirde gezerken objektifime takılanlardan yalnızca bir kaçı...

Burası Iraklio'nun küçük limanı. Burada yalnızca yatlar ve balıkçı tekneleri oluyor. Pire limanından İraklio'ya varan büyük feribotlar yat limanının hemen yanındaki büyük limana yanaşıyorlar. Arka planda görülen kale 16. yüzyılda Venedikliler tarafından inşa edilmiş, halen Osmanlı dönemindeki ismiyle "Kule" olarak anılıyor.


Ahtapotlar yakalanıp yeterince dövüldükten sonra, pimeden önce "çamaşır gibi" asılıp kurutuluyor. Bu balık lokantalarında oldukça sık rastlayabileceğiniz bir görüntü.


Sepetler dolusu deniz kabukları, deniz yıldızları ve mercanlar satan bu dükkana takılıp kalmamak mümkün değil. Zaman zaman uğrar, oradaki bayanla sohbet ederim. Onun babası da Egeli, kendisi hiç gidip görediği için oraları benden dinlemeyi seviyor. Ben de deniz kabuğu kolleksiyonuma ekleyeceğim yeni bir şeyler getirmiş mi bakıyorum.


Bu bebekleri ben de ilk defa gördüm. Bazılarının "etekleri" mutfak havlusu olmuş, bazılarınınki de naylon poşetleri biriktirme torbası. Geneneksel kıyafetler içinde olanlar turistlerin ilgisini daha çok çekiyor.


Annemle babamı bu gelişlerinde İraklio dışında çok fazla yere götüremedik. Ama bu kez önceki gelişlerinde olmayan bir yere gittik. İraklio'nun 20 km. batısında geçen kış açılan Cretaquarium, Yunanistan'ın en büyük akvaryumu. Mayacık harika vakit geçirdi.


Denizanalarının adeta birer "melek" gibi salınışları belki de gördüklerimizin en güzeliydi. Yukarıdaki fotoğraf benim değil Yorgo'nun. Ben akvaryumda öyle çok fotoğraf çekmişim ki, en sonunda denizanalarına ulaştığımızda makinamın kartı dolmuş, ayrıca da hiçbir kareyi silemeyecek kadar pili bitmişti :)

Etiketler: ,

9 Comments:

Blogger Ceylan said...

Selamlar! İade-i ziyarete geldim Bakü'den Girit'e.Çok özendim vallahi, dünyanın o tarafı kesinlikle çok daha bana göre! Deniz, maviler, balık, otlar..Ege..vallahi kokusu bile geldi burnuma, direğini titretip geri gitti maalesef!!
Keyfini çıkarın oraların, burası da güzel ama çok daha gri-bej ve bolca petrol kokulu maalesef!
Sevgiler !

9/16/2007  
Blogger Tijen said...

Komşucuğum ne güzel karelerle buluşturmuşsun bizi. Teşekkürler.

9/16/2007  
Blogger -acemi aşçı- said...

Bir gün mutlaka geleceğim oralara, biliyorsun değil mi? Ama sen bunu çabuklaştırmak için her şeyi yapıyorsun:)
Demek sen de deniz kabukları koleksiyonu yapıyorsun, ben onlara bakmaya bir dalıyorum, zamanın nasıl geçtiğini unutuyorum. Terapi gibi, sanat eseri gibi...
Resimler çok güzel. Daha sık yaz lütfennnn:)
sevgiler
ipek

9/16/2007  
Blogger sibella said...

insanlah bende oralara gelir de bir dolu deniz kabugu alir koleksiyonuma eklerim papatyacim..

9/16/2007  
Blogger Sevgi said...

Selam Papatya, ne iyi olmus yasadigin yerin resimlerini koyman. Kabuklar da cok guzel. Benim de en buyuk hobim deniz kenarinda kabuk toplamak. Saatlerimi harcari boyle. Evde torba torba kabuk var degerlendirilmeyi bekleyen. Yalniz ahtapotlarin durumuna uzuldum. Dovulme islemi daha canliyken yapiliyor bildigim kadari ile. Baska bir yolunu bulsalar su isin degil mi? Neyse daha cok resim gorebilirsek sevinirim yasadigin yerle ilgili. Sevgiler

9/17/2007  
Blogger munevver said...

Papatya, merhaba!
Ne güzel bir yerde yaşıyorsunuz. Bebekler, deniz kabukları ne hoş. Bayıldım ben de.
Herkes gibi ben de daha sık yazmanı istiyorum.

Maya'yı benim için öp. Sevgiyle.
Nane Limon.

9/18/2007  
Blogger Papatya said...

Sevgili Ceylan
heryerin başka bir güzelliği var.
Bir dağ köyünün bakirliği yok sahil kasabalarında genellikle... bakarsan dağda yaşayanlarda sahilde yaşanan hareketli hayata özenirler eminim.
Büyük şehirde olmanın avantajı da dezavantajları da malum. Küçük bir yerde yaşamanın da ayrı ayrı dertleri ve zevkleri var. Burası 150.000 kişilik bir şehir. Türkiye standartlarında oldukça küçük bir yer ama turistik olmasından dolayı aradığınız herşey ama herşey var. Bu açıdan İzmiri bana aratmıyor açıkçası :)
Deniz olan yerler bende de nedense bir başka sempati uyandırıyorlar. Belki İzmire alışkınlığımdandır kimbilir...

Çok sağol Tijen...

İpekçim,
zaten Giritli olman buraları en azından bir kere görmeyi gerektiriyor di mi? :) Eh, benim de katkılarımla bu hayal birgün gerçek olabilir ;)

Sevgili Sibel,
umarım birgün gelirsin :)

Sevgili Sevgi,
uğramana ve fotoğrafları beğenmene sevindim :)

Münevvercim :)
inan ki bugün aklımdan geçirdim seni. Uzuuuun bir ara verdikten sonra eski dostlardan pek kimseler uğramıyor, sıkılıyorlar aynı şeyi görmeye diye düşünmüştüm ki... açınca mesajını gördüğüme çok sevindim inan :)

Daha sık yazamaya çalışıyorum inanın.. bilgisayarı şimdi açmamın sebebi de buydu. En azından hazırda fotoğrafı olan yazılarımı yazayım diye düşündüm...
Herkese kucak dolusu sevgiler...
Papatya

9/18/2007  
Blogger bocuruk said...

Sevgili Papatya,
Yaşadığın yer çok güzel bence. En büyük akvaryuma ise bayıldım. Benim miniğimin de çok hoşuna giderdi eminim:)
Sevgilerimle...

9/19/2007  
Anonymous Adsız said...

slm.sanırım orda yaşıyosunuz biz bahceşehir üni. basketbol takımı olarak 14 haziran pazar günü Iraklion'da olup yaklasık 1 hafta boyunca kalıcaz,Girit te görüsürüz umarım...

6/13/2009  

Yorum Gönder

<< Home