Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Pazartesi, Haziran 11, 2007

CİNCİBİR


Babamın kulakları çınlasın! Bu kelimeyi en çok ondan duyardık, küçüklüğümüzde. Küçüktük, anlamazdık ne anlama geldiğini. Ama ne çok duymuştuk; cincibir, cincibir gazozları, cincibir gazoz fabrikası gibi lafları. Hatta babam bazen bu kelimeyi bizi kızdırmak için bir isim gibi de kullanırdı. Kardeşim Bahar, herkesten iyi anlayacak ne demek istediğimi :)

İsmini bu kadar duymama rağmen, ne görmüş ne de tadına bakmıştım bu cincibir gazozlarının. Sanıyordum ki daha o zaman bile artık bulunmazlar arasına girmiş, çocukluklarından kalma nostaljik bir şeydi annem ve babam için. Halbuki biraz araştırınca hiç ummadığım birşeyle karşılaştım: İzmirde bir yerlerde hala üretiliyormuş cincibir, bugün kendinden İnternette söz edildiğinden habersiz :) Üstelik çağa ayak uydurmak(?!) uğruna kolalı ve portakallı çeşitler de geliştirmişler. Belki bizim yaşımızda olup da Egeli olanlar arasında tadına bakmışlar vardır aramızda kim bilir?...

Aradan yıllar geçip de biraz İngilizce öğrenmeye başladığımda önce "Beer" kelimesini öğrendim, daha sonra da "ginger". Yine de bu iki kelimenin bir araya gelip de karşıma çıkması kimbilir ne kadar zaman aldı. Belki birgün bir yerde tekrar duyduğumda; "tabi ya, Cincır-biir" diyerek çocukluğumun bir anısı her zamankinden daha da aydınlanmıştı :)

Aradan yine yıllar geçti. Geçenlerde bir gün, sarı tariflerde artık limonluları yapmamaya karar vermişken, yalnızca ısınan havalarla özlenen buz gibi bir içecek yapmak için kitapları karıştırırken, aşçıların en salaşı da olsa kendini sevdirmeyi bilen Oliver'in kitabında buluverdim tarifini.

Demek ki, insanın yıllarca duyduğu ama tadına bakmadığı birşeyi ilk defa kendi kendine yapıp tatması da varmış nasipte :)


GINGER BEER

100 gr. taze zencefil (kalınca bir parça zencefilden 4-5 parmak boyunda kullandım)
4-5 kaşık şeker
3 limon (kabuğu da suyu da)
1 litre soda
İstenirse servis için taze nane yaprakları

Taze zencefilin kabuğunu soyup, rendenin peynir rendesi tarafında rendeleyin. Zencefili suyu ve içi lifli posasıyla birlikte (1 litre sodayı da içine alabilecek büyüklükte) bir kaba alın, üstüne şekeri ve limon kabuğu rendesini koyup elinizle ya da havan eliyle iyice ezin. Limonların suyunu sıkın ve aynı kaba boşaltın. En son da 1 litre sodayı ekleyin ve birazcık kendi haline bırakın ki içindeki lifler ve limon posası birazcık çöksün. (Yoksa tadına bakmak çok zevkli olmayacak!) Tadına bakın, eğer çok ekşi geliyorsa biraz daha şeker, çok tatlı geliyorsa biraz daha limon suyu ekleyin. Bunu herkes kendi damak zevkine göre ayarlayabilir. Bir sözgeçten geçirdikten sonra içine ekleyeceğiniz buzlarla Ginger beer içmeye hazır!
Sodanın gazı kaçmadan hemen içerseniz çok "gazozlu" havayı da kaçırmamış olursunuz :)

Bu da hiç hesapta olmayan bir sarı tarif oldu çıktı işte... Aslında zencefil aromalı ve su yerine sodayla yapılan limonatadan başka birşey değilmiş. Zencefil olduktan sonra her zamanki limonatadan daha değişik, içtikten sonra boğazınızda hala izlerini bırakan bir lezzet. Zencefilin keskin tadı çocuklara biraz acımsı gelebilir. Siz de onlara bildik bir tarifle limonata yapıp, sonra da limonatayı minik dondurma kalıplarına doldurup ve dondurup limonatalarını ellerine tutuşturup onları böyle şaşırtabilirsiniz :)



Wikipedia'da Cincibir için, 70'li yıllarda özellikle Ege Bölgesi'nde tanınan bir gazoz, diyor.

Ginger Beer için ise; zencefil, limon ve şekerle yapılan alkollü ya da sodalı bir içecek, diye bahsediyor. İngiltere'de 17 yüzyılın ortalarında yapılmaya başlanmış, popüleritesinin doruğuna ise 19 yüzyılın bailarında ulaşmış.

Etiketler: , ,

14 Comments:

Blogger tata said...

Papatya'cigim, ne güzel anlatmissin bu meshur gazozu! Ben de mutlaka deneyecegim.
Sevgiler

6/11/2007  
Anonymous Adsız said...

Merhaba,
Az önce bloglar arasında linkten linke geçerken (bu televizyon kanalları arasında dolaşmak gibi bir tarif oldu:) sizin sayfanıza ulaştım ve karşıma Cincibir gazozu ile ilgili yazınız gelince yıllar öncesine gittim. 1970 doğumluyum, 1972'den beri de İzmir'de yaşıyorum. Cincibir gazozu, çiğdem (genel adı çekirdek sanırım :) ve yazlık sinema üçlüsü benim çocukluğum önemli ayrıntılarıdır. Hey gidi günler hey, sayenizde güzel günler gözümün önünde belirdi...
Teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.
Elif E.

6/12/2007  
Blogger cenebaz said...

Papatya, ben de daha birkaç gün önce Yazlık Sinemalarla ilgili postumda söz etmiştim Cincibirden. Hem sadesini hem de portakallısını az da olsa(sevmem gazoz ve türevlerini) tüketmişimdir. Bir de Su-Ga gazozu vardı. O da İzmir'e özgüdür ve baban mutlaka bilir.

6/12/2007  
Blogger Nukhet said...

Gercekten de komsuda pisti bize dustu. Cok guzel bir tarif edindim ve nostalji yaptim. Ustelikte dondurulan limonataya bayildim. Ellerinize akliniza saglik. Sevgiler

6/13/2007  
Blogger -acemi aşçı- said...

Papatya, çok güzel bir yazı hazırlamışsın her zamanki gibi. Cincibir gazozunu bilmiyordum ama zencefilli ve naneli limonata sevdiğim ve sık tükettiğimiz bir içecek. Sodalısı çok aklıma yattı ve hoşuma gitti. Fikrine, ellerine sağlık
Sevgiler
İpek

6/13/2007  
Blogger Rabia said...

Papatyacığım dünden bu yana kaç defa geldim gittim bilmiyorum. Bir türlü yorum bırakamadım. Sürekli başka işler çıktı. Bu defa başaracağım gibi :))
Cincibir çok ilginç geldi. Adı da çok şirin ama. :) Çok güzel bilgiler vermişsin canım.
Sevgilerimle.

6/13/2007  
Anonymous Adsız said...

ilkokula giderken her gün mutlaka öğlenleri bir şişe cincibir içer ve gevrek yerdim. izmiri çok özledim. bir de gizli çiçek, altın damla diye kolonyalar hatırlıyorum. izmir saat kulesi şeklindeki şişelerin içinde. ahh şarkıda söylendiği gibi "izmir özledim seni gözümde tütüyorsun". sevgiler papatya, sağolasın. alice...

6/13/2007  
Blogger Papatya said...

Tatacım,
İzmirli İzmirlinin halinden daha iyi anlar di mi canım? :)

Sevgili Elif,
yazlık sinema deyince çiğdemin çıt çıt sesi, gazozun o gazlı ve fazlasıyla tatlı tadı olmasa olmaz elbette :)

Cebebazcım,
yazlık sinema yazını okudum ben de. Suga da ne komik bir isim değil mi? Su mu gazoz mu belli değil sanki :)) Bizim ilkokula Huzur gazoz gelirdi, onu hatırlar mısın?

Sevgili Nükhet
çocuklar bazen değişik formlara girince istemedikleri birşeyi bile isteyebiliyorlar. Limonatayı Mayayla birlikte pek bi hevesle yaptık. Limonları ben sıkıcam, kabuğunu mis gibi kokucam, dedi. Ama limonatadan bir yudumdan fazla almamıştı. Böyle dondurma gibi eline verince, yalaya yalaya yedi bitirdi :)

Sevgili İpek,
sodalısı daha bir gazoz gibi oluyor. Limonatanın zencefillisini seviyorsun madem, ertesi günü gazı kaçmış haliö bildiğin tadtan çok farklı olmayacak o zaman....

Sevgili Rabia,
Belki de o yüzden babam bizi kızdırmak için bu şirin dediğin ismi(cincibir) sanki hayali bir karaktermiş gibi kullanırdı. Hani cimcime gibi birşey.. ne kızardık ama Baharla... Çocukluk işte! :)

Alice, gazoz-gevrek ikilisine evet! :) Ama fuar zamanı emir vaki üstümüze sıkılan Altın damlası kolonyalarına Hayıııııırrrr!! :))

6/14/2007  
Blogger cenebaz said...

Papatyacım, Huzur'u da hatırlıyorum ama daha sonraları çıkmıştı galiba.

6/15/2007  
Anonymous Elif said...

Cincibir! Ilahi, cok hos!

Ben hic tatmadim. Ginger beer bol bolvar burada ama benim sodalarla basim pek hos degil. Diet Cola haric. Onu da Amerika'da misir sekeriyle yapiyorlar, Turkiye'dekinden cok daha tatli ve yapis yapis. :o(

Ama evde ginger beer'i denemek isterim. Cok daha guzel olacagindan eminim!

www.elifsavas.com/blog

6/16/2007  
Blogger Selen said...

Papatyacım ben bu cincibir'i hiç duymamışım vallahi. Yalnız ingilizceden direkt benzetme isim de süper olmuş :)
Çok güzel anlatmışsın. Serin ve hoş bir lezzete benziyor. Ellerine sağlık canım

6/18/2007  
Blogger Papatya said...

Sevgili Elif,
Cocacola demek Amerikada mısır şekeriyle yapılıyormuş, bilmiyordum. Ne de olsa oralarda mısır daha boldur :) Ben de de mısırlı tarifler olacak, sarılara devam...

Ya Selencim, bak İzmirde neler varmış da bilmiyormuşsun :) hehe

6/20/2007  
Blogger Yitikler said...

İzmirli olmadığım gibi ege bölgesini de hiç görmedim desem yalan olmaz..

Öyle yazlık sinemaları hatırlayacak kadar şanslılardan da sayılmam..

ama ben küçükken 15 - 20 yıl önce cincibir gazozlarını içerdim. Hemde her gün leblebi ezmesi ve cincibir gazoz..

Az önce gazoz içerken geldi aklıma cincibir lezzeti gelip dolaşmaya başladım, çok da zor olmadi.. Ama sırf cincibir içmeye ege gelicem en kısa zamanda..

tarif için teşekkürler.. bi deneyim, bi sürü insan sevmiş tarifi..

8/23/2007  
Anonymous Adsız said...

BENDE Bİ GAZOZ FABRİKASINDA KİMYAGERİM SİZE UFAK Bİ TAVSİYE DE BULUNACAAGIM SODA YERİNE MADEN SUYU KULLANIRSANIZ HEM KEYİFLİ BİR İCECEK HEMDE MİNERAL İHTİYAQCINIZI KARSILARSINIZ UNUTMAYIN MADFEN SUYU İLE SODA AYNI ŞEY DEEİL

11/13/2008  

Yorum Gönder

<< Home