Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Çarşamba, Eylül 19, 2007

Freddo 'nun fendi Frape'yi yendi!


İraklio'dan başka fotoğraflara geçmeden önce, annemlerin de bu kez geldiklerinde tanıştıkları bir lezzetten söz etmek istiyorum. Belki bu yazıyı yazın en sıcak günlerinde yazmak uygun düşerdi ama o günlerde sıcağın verdiği miskinlikten hergün yaptığımız birşey hakkında bile yazı yazmak zor geliyordu, doğrusu.
Şimdi bu satırları okuduğunuzda, yaşadığınız yerlerde Eylül nasıl geçer, havalar nasıldır bilemiyorum ama buralarda hala sıcak... hala soğuk şeyler içmek hoş geliyor.
Gerçi Yunanistan'da her zaman her yerde her mevsim soğuk şeyler içiliyor.

Rehber olarak turistlerden gelen her çeşit soruyla, tepkiyle ve yorumla karşılaşan Yorgo'ya Türk turistlerden gelen en büyük yakınma genellikle şu:
"Yorgo Bey, burada herşey iyi, çok güzel de.... çay yok burada, çay!"
Yorgo'nun da cevabı belli:
"Çay yok çünkü burada sıcak şeyler içilmiyor, her zaman soğuk şeyler içiliyor. Türkiye'de yaz kış sıcak çay içiliyor. Buradaysa çay ancak hasta olunduğunda içiliyor" (Turistler buna inanmakta güçlük çekiyor!!?!) (* Turistlerden gelen başka ilginç sorular :)) *)

Gerçekten de Nescafe'yle yapılan soğuk Frape'yi ne kadar pazarlamaya çalıştılarsa da Türkiye de bir türlü tutunamadı, en sıcak bölgelerde bile bir bardak demli çayın karşısında rakip olamadı. Türkiye nasıl çaysız olamazsa, Yunanistan'ı da Frape'siz düşünmek imkansız! "Yunanistan'ın milli içeceği nedir?" diye sorsalar, ben hiç düşünmeden "Frape!" derdim.

Çünkü sanıldığı gibi burada herkes uzo içmez. En azından Girit'te yerli şarap ve bira daha yaygındır. Ama popülerlikte bunları geride bırakan yegane içecek Frape'dir. Çünkü Frape, Yunanistan'ın -en turistiğinden dağ köyüne kadar- her yerinde, -sabahın köründen geceye kadar- her zaman, her şekilde her çeşit bardağın içinde görmek mümkündür. Bankaya gidersiniz memurun Frape'si vardır, pazardaki pazarcının da. Otobüse binersiniz otobüs şoförünün yanında içmediği zamanlarda Frape'sini koyması için bir halkası vardır. Gençler içer, yaşlılar içer, papazlar içer :)

En ucuz yollu Frape için, bir küçük şişe soğuk su, bir de aynı poşet içinde plastik bardağı, kahvesi, şekeri ve pipeti olan pratik paketlerden biri yeter! Bu işin "en fakir usulü"; işçilerin tercihidir, ucuzdur. (Buraya fotoğrafını ekleyeceğim!!!)

Bir de şehrin havalı bir kafeteryasında oturup, upuzun cam bardaklarda, yarısına kadar köpük dolu, bol buzlu, ister şekerli ister sade, ister kremalı ister dondurmalı olarak önünüze gelen ve aheste aheste içimi adeta bir keyif felsefesi yaratan "havalı" olanı vardır ki bu keyfin bedeli -nerede içtiğinize doğrudan bağlı olarak- 2€ dan başlayıp 4e hatta daha da fazlaya mal olabilir.

Frapeyi ilk defa 1993de Yunanistan'ı ilk ziyaretimde Girit'te içmiş ve o gece gözlerimi kırpmamış, sabaha karşı yatakta dönüp durmaktan yorgun halde uyuyakalmıştım :) Ben zaten oldum olası nescafeyi sevmem. Tadı da kokusu da bana kendimi aldatıyorum gibi gelir. Herhalde hayatımda en çok nescafeyi İzmir'de çalıştığım günlerde mecburiyetten içmiştim. Çünkü biz "nes" kahveyle yetinirken kahve makinasındaki "has" kahve yalnızca müdürümüze aitti. (Ne adaletsizlik!) Dupduru sıcak suya attığım granül kahveyi suyun rengini bulandırsın diye karıştırırken, makinadan burnuma gelen mis gibi "gerçek" kahve kokusunu içime çeker, bol da süt eklerdim ki, tadını bastırsın...

Ama Frape öyle değil işte. Nescafeden yapılmış da olsa, o üstünde sönmek bilmeyen köpüğüyle bir başka havası var. Çırpılmakla ya da shaker ile çalkalamakla oluşan kalın köpüğün içinde adeta ayakta duran genellikle renkli bir pipeti var. Soğuk kahvenin yanısıra muhabbet uzayıp gittikçe uzun bardağın içinde dizili buzları bu pipetle aheste aheste karıştırması var. Herşeyden de önemlisi Frape'yi içmenin bir adabı :) bir de “süresi” var! Usulünü bilmeyenler hemen belli olur, “yabancı” olduğunuzun sinyalini verir etrafa :) Benim ilk yıllarda yaptığım gibi Frape'nizi hüp diye 3-4 çekişte bitiriverdiniz mi, “ne çabuk içtiniz!” diye size hayretle bakakalırlar *8) Bazen de turistlere “ara sıra pipetle karıştırmanız gerekir” dersiniz ve bakarsınız ki hepsi birden aynı hareketi durmadan yaparlar; elleri pipette sürekli karıştırırlar ama sürekli :)

Gelelim işin iç yüzüne... havalıdır, keyiflidir de, yine de nes'tendir, kimyasallıdır ve işlenmiştir (Kahvesi az koyulmuş olursa da fecidir!) Bu yüzden yıllardır giremez evimize, ne de dışarda sipariş listemize. Özellikle çarpıntılarımın çok sık olduğu dönemde kalp doktorunun “kahveyi azalt, içeceksen de Türk kahvesi ya da filtre iç” tavsiyesi büyük rol oynar. Kahveye “Türk kahvesi” demesi bile sözlerini ciddiye almamda etkendir :) (Bknz: Yunanistan'da “Türk” Kahvesi hakkında önceki yazım) Ardından hamilelikle birlikte kahvelerin tüm çeşitlerine veda edilir -sonsuza dek değil tabi ;) Ardında da emzirme derken yıllardır evimizde yoktur.

Ama burası Yunanistan, dedim ya yazın soğuk birşeyler içmeden de olmaz! Meyve suları tatlı olur, kolalıları biz içmeyiz, portakal suyu kahvaltıya yakışır. Hem insanın canı ille de kafein isterse n'olur? İşte o zaman Freddo yetişir imdadımıza! Frape'den çok daha yenidir kendisi :) Belki de benim gibi hem bu zevkten mahrum kalmayıp hem de “has” kahve tadından mahrum kalmak istemeyenlerin keşfidir. Uzun lafın kısası, kendisi bildik espresso kahvenin buzlusu ve uzun bardakta gelenidir :) Kahve kahve kokan, istendiği sertlikte yapılan, ister krema ister kremşanti eklenip lezzetine lezzet katılandır.

Bazen canınız öylesine kahve ister ama oturup içecek vaktiniz yoktur. O zaman Frape'nizi plastik bardakta alır gidersiniz ;)

Arkadaşlarla biraraya gelip arada sırada bir kahve keyfi yapmanın da tadı başkadır...
En iyi haber de; bir blender'ınız varsa, evde de yapılır! Öyle her seferinde dışarda 3-4 € vermeye gerek kalmaz :)

Espresso makinanızda her zaman yaptığınız gibi; her zaman kullandığınız kahveyle kişi sayısı kadar fincan espresso pişirin.

Mis gibi kokan, okkalı bir fincan espressonuz olunca, sıra blender'ınızda...

Blender'ınıza her kişi için en azından 3 küp buz atın.

Espresso kahvenizi blender'daki buzların üstüne boşaltın.

Blender'ınızı varsa "buz kırma" modunda, yoksa hızlı modunda çalıştırın.

Buzlar kırılıp kahve-buz karışımı köpük köpük olduğunda durdurun.

Bardağınıza boşaltın.

Boşalttığınız anda köpük köpük ve bembeyaz iken...

Biraz beklediğinizde köpüğü yukarıda, kahvesi aşağıda kalacaktır. İsterseniz biraz süt veya süt kreması ekleyebilirsiniz. Bir pipet koyup tadını çıkartın!

Have an Ice day! :)

İlginç Frape linkleri:
Frape Nation
Frape nasıl keşfedildi?
Italians make good espresso, Greeks make good Frape

Etiketler: , , ,

8 Comments:

Blogger munevver said...

Papatya, o plastik bardaklardan bizde de var.Sık sık Selanik'e giden bir arkadaşımız bize, kavala kurabiyeleri, kahve, (hem Türk kahvesi, hen de frape için)yoğunlaştırılmış süt getirir. Hatta, bu iş için bardak içinde çırpabileceğimiz minik çırpıcımız bile var . Hoş ben onu ayran vs.de de kullanıyorum. Ama dediğin gibi o kahve çok sert. ( Benim tercihim, Türk Kahvesinden yana.)Ben de çocuklara espressodan yapıyorum. Üzerine de yoğunlaştırılmış süt, bazen de krema.Bu aralar unuttular. Bir ara her gün yapıyordum.

Görüntüler şahane, her zamanki gibi.

Sevgiyle, Nane Limon.

9/20/2007  
Blogger Selen said...

Papatyacım,
Biz de ailemle Yunanistan gezimiz sırasında içmiştik bu buzlu nescafeden. O zamanlar Türkiye'de yoktu bile. Sonrasında da aynı lezzeti yakalayamadım ne evde denememde ne de hazır satılanlarda. Bir de senin tarifinle denemek lazım. ellerine sağlık.
Sevgiler

9/20/2007  
Blogger acemiş aşçı said...

Pardon, cennet dedikleri sizin oralar mı? En azından benim için öyle görünüyor:))
Bütün lezzetler müthişti zaten, şimdi bir de kahve-mania çıktı.
ama ben en çok "turistlerden gelen ilginç sorular" kısmında eğlendim..
Kaveyi deneyeceğim ve içerken de kulaklarını çınlatacağım..
Sevgiler Papatya, öpücükler Maya..

(umarım bu mesajımı kaybetmeden gönderebilirim)

9/21/2007  
Blogger acemiş aşçı said...

Evettt başardımm!

9/21/2007  
Blogger Papatya said...

Münevvercim,
biz de her Türkiyeye gidişimizde yanımızda taşırdık minik çırpıcımızla birkaç kutu yoğun kahve sütlerinden..
Freddoyu da deneyin, çocuklar sevecekler eminim :)

Selencim,
haklısın bazı şeylerin tadı dışarda yenilince/içilince bir başka oluyor. Makinan varsa bir de Freddo'yu dene bakalım. Hala soğuk şeyler içilebiliyorken...

İpekçim,
tüm Giritten değil ama İraklio'dan görüntüler devam ediyor. Az önce yeni fotoğraflar yükledim. Bakalım bunlara ne diyeceksin ve Girite gelişini kaç ay erkene alacaksın? ;) sevgiler... Maya'dan da Mimi'ye öpücükler :)

9/22/2007  
Blogger burak said...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

7/22/2008  
Blogger burak said...

Arkadaslar Frapeyi birde Cola & nes'cafe ile deneyin Bardağın altına 2 3 kaşık sade nescafe koyup üzerine yavaş yavaş cola boşaltın Cok gzl oluyo :D

7/22/2008  
Anonymous kahve said...

kış aylarında sıcak kahve içemeyenler ama kahve içmeden de ayılamayanlar için harika bir çözüm buzlu kahve :)

2/25/2009  

Yorum Gönder

<< Home