Komşuda pişer bize de düşer

Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Tabağınız elimde kapınızı çalıyorum... Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek, komşuda pişenden size ne düşecek?!...

Perşembe, Eylül 14, 2006

Yaseminli Çin Çayının düşündürdükleri...

Bazen terslikler üst üste geliyor hayatta. Annemin ameliyatına biz İzmir'den döndükten sonra karar verildi. Gidemediğim için içim içimi yiyordu. Neyse ki kardeşim Bahar oradaydı ve benim yokluğumu aileme hissettirmediği gibi, beni de gelişmelerden haberdar edip her geçen gün annemin daha da iyileştiğini söyleyerek yüreğime su serpti. Dünya tatlısı ikizlerini mecburen babaannelerinin köyüne bırakıp gitmişti İzmir'e. Annemin "artık ben iyiyim kızım, sen de çocuklarına kavuş" ısrarlarıyla geçen hafta başında onları köyden almaya gitti. Bu arada tatlı yeğenlerimden birinin, Elif'ciğimin başına "ucuz atlatılmış" bir bisiklet kazası geldiğinden ne o haberdardı ne de biz. Şimdi Elifçik evde dinleniyor, anneciği de onunla birlikte. Bacağının iyileşmesi için bir süre daha ilaçlarına ve dinlenmeye devam etmeliymiş... Kısacası, Bahar'dan döneli beri ses seda çıkmayışının sebebi annemin rahatsızlığı değil fakat Elif'in başına gelenler. Umarım en kısa sürede iyileşip kendini toparlar güzel yeğenim.

"Gözden ırak gönülden ırak" derler ama olmuyor işte öyle...
Olayların ardı ardına böyle gelişmesi, ne kadar uzakta olursam olayım, yüreğim onlarla olduğu için ister istemez beni de etkiledi. Uzun bir süre, annemden gelen haberler ne kadar iyi olsa da, sanki her an birşeyler ters gidebilir gibi bir hisle doğru düzgün sevinemedim bile bu iyi haberlere. İnsanın gözü görmeyince yüreği hiç de daha kolay rahatlayamıyor ki...

Bu arada geçen hafta sonuna doğru, bir de fotoğraf makinam bozuldu :( Öylesine, durduk yerde. Bir gün önce Maya'nın fotoğraflarını çekmiş, koymuştum rafa. Ertesi sabah açtığımda vizörden görünen görüntü, rengarenk bir ses grafiğini andırıyordu. Servisi var ama makinayı Atina'ya göndermem gerekiyor. Digital makinaların fiyatlarının her geçen gün düştüğünü göz önüne alırsak, inşallah astarı yüzünden pahalıya malolmaz bize. Bakalım...

Tabi ki bu aksilik diğerleriyle kıyaslanamayacak birşey. Ne de olsa maddi birşey. Tamir olursa, olur. Olmazsa -varsa parası insanın- yerine yenisi alınır. Oysa sağlığımız öyle mi ki?...
Onun kıymetini ancak elimizden kayıp gidivermek üzereyken anlıyoruz ancak. Geç de olsa, değerini anlayabiliyorsak yine de ne mutlu bize. Sağlıklı olmak, ayakta ve her işimizi kendi başımıza yapabilmek ne büyük bir nimet aslında.
Çocuklarımızın sağlıklı olmasına gelince, işte bu en büyük mucize benim için! Ne çocuklar var dünyada... yokluğun ya da savaşın içinde doğmuş olmayı bir kenara koyun, ne çeşit sağlık problemleriyle uğraşanlar. Kolu, bacağı olmayanlar, gözleri kör doğup annesini hiç görmemiş olanlar, doğuştan sağır olup hayatında hiçbir ses duymamış olanlar ve niceleri ki minicik yaşlarında ölümcül hastalıklarla boğuşanlar... neler var bu dünyada neler... Dünyada bunca dert, bunca hastalık ve sakatlık varken ve benim herşeyden önce eli ayağı sapasağlam, sağlığı yerinde, aklı yerinde, tatlı bir kızım varken; "fotoğraf makinam bozuldu" gibi bir laf etmemin ne kadar boş ve anlamsız olduğunu şimdi daha da çok idrak ediyorum.
Kızım melek gibi uyurken, Yorgo'nun çok sevdiğimi bildiği için Atina'daki Çinlilerden alıp da bana getirdiği yaseminli yeşil çaydan demliyordum kendime. İçindeki yasemin tomurcuklarının sıcak suyun etkisiyle tekrar birer çiçek gibi açılması içimde bambaşka duygular uyandırmış, günler sonra bilgisayarın başına geçip parmaklarımdan bu satırların dökülmesine yaramıştı.
İyi de oldu :) Tekrar bir başladım mı, arkası daha kolay gelir... Hem ne zamandır yapılıp, fotoğraflanan ama yazılmayı bekleyen tarifleri de değerlendirme fırsatım olur böylece.
Bu arada, eğer bulursanız içinde yasemin tomurcukları olan yeşil çayı tavsiye ederim. Mis gibi yasemin kokusuyla içerken yalnızca içinizi değil yüreğinizi de ısıtıyor :)

Etiketler: ,

20 Comments:

Blogger dilek said...

Merhaba Papatya,
insanin sevdiklerinde uzak olmasi zor olabiliyor fakat eger ortada bir rahatsizlik, hastalik türü birsey varsa cok daha zor oluyor. Hepinize gecmis olsun! Umarim hersey gönlünce olur, iyi ki geldin hos geldin komsu:)Bugün bir yasemin cayi icecegim:)
Sevgiler

9/14/2006  
Blogger Yeşim'in Mutfağı said...

Selam Papatya, kesinlikle herşeyin başı sağlık, neyse ki annen de daha iyi artık çok sevindim. umarım yeğenin de bir an önce iyileşir. Yaseminli yeşil çayına bayıldım, ben poşet halde satılanlardan alıyordum tadı çok güzel ama seninki gibi bardağımda çiçekler açsın istedim ben de görünce : ) Görürsem mutlaka alacağım, afiyet olsun!

9/14/2006  
Blogger tata said...

Evet Papatya'cigim, anlasilan ortak cok seyler yasadik bu yaz. Büyüklerimizin rahatsizligi, uzakta olmanin caresizligi ve simdi de senin fotograf makinen, benim de bilgisayarimin bozulmasi...
Aglayim mi, güleyim mi bilemiyorum, en iyisi üzerine bir yaseminli yesil cay! Hem esimin bilgisayarindan kacak(!) bunlari yaziyorum. hem de cayimi yudumluyorum.
Sevgiyle öpüyorum.

9/14/2006  
Blogger Burcuk said...

Sevgili Papatya,

ne zamandir ugrayamamistim bloguna, gorunce cok uzuldum:( buyuk gecmis olsun, neyse ki her sey iyi bir sekilde gecmis, gerisi duzene girer zaten...yani umarim..

yasemin cayina bayildim, o ne guzel cicekler oyle:)

mayacigin isiltisi uzerinde yine:)opuyorum cok:)

9/15/2006  
Blogger cenebaz said...

Papatya,annene ve yeğenine geçmiş olsun. Umarım artık güzel günler başlar. Çay da enfes görünüyor, afiyet olsun.

9/15/2006  
Blogger Küçük Evin Mutfağı said...

Çok güzel anlatmışsın. Ahhh herzaman içinde bulunduğumuz durumdan daha kötü olanları düşünmek hep ama hep şükretmek lazım.
Ancak bazen hayatın ağırlığı öyle yoruyor ki insanı, en ufak bir sorun bile zor geliyor.
Demlenince açan yasemin çiçekleri ne kadar enteresan. Seni böyle etkilemesine şaşmamak lazım:-)))

9/15/2006  
Blogger bocuruk said...

Merhaba,
Annene çok geçmiş olsun. Tabii minik yeğenine de... Hayattaki en büyük nimetlerden biri sağlıklı çocuk sahibi olmak. Bunun için ne kadar şükretsek azdır. Tabii sağlıklı büyütmek için de dua ediyoruz. Yaseminli çayın da nefis görünüyor. Ben de çok seviyorum bitki çaylarını ama çoğunlukla şu sallama denilenlerden içiyorum. Senin çayına çok özendim. Ellerine sağlık ve afiyetler olsun...
Sevgiler...

9/15/2006  
Blogger Berceste said...

Bizlerin yuregini isitan senin yazilarin bir kere Papatya :) O kadar icten ve o kadar sen olarak yaziyorsun ki ! Severek takip ettigim iki blog iki kardesin eseriymis demek ki...Ben de bloglariniza girdikce ne tesaduf acaba birbirlerini taniyorlar mi diyordum :) Cayinda acan guzel ciceklerin hayatinda da acmasi ve tum sevdiklerinin, sevdiklerimizin iyi, saglikli, mutlu olmalari dilegi ile...

9/16/2006  
Blogger munevver said...

Papatyacığım,güzel günler sana.Bütün bu yaşananlar bizler için.Hepsi bir şekilde halloluyor.Ama giden geri gelmiyor.Allah anneciğine sağlıklı ömür versin.Elif'e de çok geçmiş olsun.Çocuklarla ilgili sana katılıyorum.Evlat acısı yaşamış biri olarak hiç kız. erkek isteği olmadı bende.Sadece çocuklarım sağlıklı olsun diye dua ettim.En büyük nimet bu bence..
Yaseminli yeşil çayı bu yıl ben de tattım.Arkadaşım Çinden getirmiş.Çok beğendim.Afiyet olsun diyor,sevgiyle öpüyorum seni ve Maya'yı.

9/16/2006  
Anonymous lale said...

Merhaba,

öncelikle geçmiş olsun hem anneniz hemde yeğeniniz için. İzinden yeni döndüğüm için geç kaldım geçmiş olsun dileklerimi sunmak için.
Bende burada yeşil çayın yaseminlisini içiyorum ama malesef poşet çay kullandığım için yaseminin sadece kokusunu duyabiliyorum. Umarım burada da bulurum ve çiçeğinide görerek içebilirim.
Sevgiler.

9/18/2006  
Blogger Mutfakta Zen said...

ben de su an çayimi senin için içiyorum papatya!
bir kez daha geçmis olsun.. herkese!
tijen

9/18/2006  
Blogger Papatya said...

Sevgili Dilek, Yesim, Tatacim, Burcuk, Cenebaz,
Sevgili Pinar, Bocuruk, Berceste, Munevver, Lale, Tijen,
iyi dilekleriniz icin tesekkurler...
Elifcigin ayagi kendi kendine kapanacak gibi gorunmediginden, en sonunda ameliyat olmasina karar verdi doktorlar.
Dun sabah da oldu. Neyse ki ameliyat iyi gecti. Simdi ayagi alcida ve evde dinleniyor. Tabi ki Bahar da onun yaninda evde...
Bir sure daha bloguna ve mutfagina ayiracak pek vakti olmayacak kisacasi...
Hersey yolunda gitsin, Elifcik de biran once ayaga kalksin da... gerisi elbet olur!
Herkese sevgiler...
Papatya

9/19/2006  
Blogger mom said...

hay Allah minik Elif e gecmis olsun dedigin gibi herseyin basi saglik o olmazsa hicbirsey gormuyor insanin gozu bosuna dememis atalarimiz saglik olsun diye gercekten hepimize saglik olsun...

9/21/2006  
Blogger renkler said...

Selam komşu:-)

Öncelikle çok geçmiş olsun. Sağlık ne kadar önemli, geriye kalanlar boş şeyler ama farkedemiyoruz hayatın içerisinde...

Şu yasemin çayına ben de bayılıyorum. Suda tomurcuğun açılış şekli, kapak kapatıp demlenmesi ile yani içme ritüeli ile çok hoş. Biz de işyerinde kızlar ile çok strese girince yasemin çayını devreye sokuyoruz:-)
Hımm canım çeti...

Renkli kal:-)

9/21/2006  
Blogger Sonia said...

Sevgili Papatya,
bir kez daha geçmis olsun.. herkese!
Bende arayip bulmaliyim senin bardaginda cicek acan o nadide ve narin yasemin cayindan...
Sevgiler Sonia.

9/21/2006  
Blogger Zeynep Seda said...

Papatyacim, cok cok gecmis olsun, dedigin gibi tum aksilikler ustuste gelir hep:( Insallah kisa zamanda sagligina kavusur yigenin. Cayini cok kiskandim ;)

Sevgiler...

9/26/2006  
Anonymous Tezer Barutcuoglu said...

Sevgili Papatya,
Yaşım gereği(64) bu şekilde hitap edebilirim sanırım. Gerek bu seneki 4 günlük Girit seyahatimizden gerekse geçen seneki Hraklion/Knossos turu by Yorgo, son derece memnun kalmıştık.
Anneniz için büyük geçmiş olsun, gerçekten insan biraz kaybedince o zaman sağlığın kıymetini anlayabiliyor. Annenize tekrar geçmiş olsun, her üçünüze sağlıklı yaşam dileriz. Sevgilerimizle,
Tezer&Sevin Barutçuoğlu-İzmir

9/27/2006  
Blogger Mutfak Robotu said...

uzun zamandır yoksun Papatya, umarım problem yoktur...

9/28/2006  
Blogger Papatya said...

Sevgili Mom, Renkler, Sonia ve Zeynep Seda,
ust uste gelen terslikler ne olursa olsun, gercekten saglık herşeyin başı!

Sevgili Tezer Barutçuoğlu,
mesajınızı Yorgo'ya da okuttum :) Buralarda tanıdıklara rastlamak ne güzel! :)

Zeynepcim,
İyiyim :) Meraklanacak birşey yok...
Günlerdir yazmak gelmiyordu içimden ama bugünkü gelişmeler sonucunda içimden geldi birşeyler yazmak ve yeni bir yazı ekledim :)
Herkese sevgiler,
Papatya

9/29/2006  
Anonymous Belgin said...

Geçmiş olsun,hayatta en önemli şey sağlık değil mi...Yaseminlerin çiçek açması ise çok güzel,yeniden doğuş gibi...

1/28/2007  

Yorum Gönder

<< Home